Hakkında Bilgi

Cumhuriyet hakkında geniş bilgi

Cumhuriyet Nedir?
Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir.
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimleri, yöneticilerin göreve getirilmesinde veraset yöntemini reddetmiştir.

Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu keyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.

Cumhuriyetlerde bu özellikler, yönetenleri siyasal bakımdan halka “sorumlu”duruma getirir: yönetilenleri tebaa, kul olmaktan çıkarıp vatandaşlık konumuna yüceltir.

Yönetilenler, “hükümdarlık (monarşi)” adı verilen yönetim biçimlerinde tebaa veya kul durumundadırlar.

“Tebaa” veya “kul” olmak, hükümdarın iktidarına ve tüm buyruklarına baş eğmekle yükümlü olmak demektir.

“Tebaa” veya “kul”, hiçbir zaman hükümdarın iktidarını sınırlayıcı veya denetleyici bir rol oynamaz.

“Tebaa” veya “kul” hükümdarı seçimle değiştirmek olanağına sahip olmadığı için, hükümdarın “tebaa”ya karşı hiçbir siyasal sorumluluğu da yoktur.
Demokrasi

Rejimlerin geleneksel tanımlarına baktığımızda, görürüz ki açıklamalar iktidardaki kişi sayısına göre yapılmaktadır. Buna göre monarşi tek kişinin, oligarşi birkaç kişinin, aristokrasi bir sınıfın yönetimi iken, demokrasi halkın yani çoğunluğun yönetimidir. İnsanoğlu tarih boyunca çeşitli yönetim biçimlerini deneyerek en uygun yönetim biçimi olarak demokrasiyi benimsemiştir.

Peki demokrasi ne demektir, genel hatları ile temel özellikleri nelerdir, onu mümkün kılan özellikler ve çeşitleri ile onları birbirlerinden ayırmamızı sağlayacak kriterler hangileridir?

Kelime anlamıyla Demokrasi
Demokrasi; Grekçe’de halk anlamına gelen demos ve iktidar anlamına gelen kratos kelimelerinin birleşmesi ile oluşmuş bir terimdir. Böylece demokrasinin kelime anlamı halk iktidarı, halkın yönetimi veya halkın kendi kendini yönetmesi şeklinde özetlenebilir. Ancak şu da bir gerçek ki demokrasinin etimolojik bu anlamı dışındaüzerinde mutabık olunulan her hangi başka bir anlamı da yoktur. Fransızhukukçu-siyaset bilimci Maurice Duverger’in de belirttiği gibi “kendi kendini idare eden hiç bir halk görülmemiş ve hiç bir zaman da görülmeyecektir.”; bizim de buradan çıkartabileceğimiz sonuç demokrasinin kelime anlamına değinirken aslında tanımlamanın sadece bir slogan olarak kalmış olmasıdır.

Ancak bu yaygın ve temel tanımı ele alınarak kimi eklemeler yapılabilir demokrasinin kelime anlamına. Örneğin demokrasi yalnızca halk tarafından yönetim olarak tanımlanmakla kalmamalı, aynı zamanda Başkan Abraham Lincoln’un ünlü ifadesiyle halk için idare, yani halkın tercihleri doğrultusunda yapılan bir yönetim olarak tanımlanmalıdır. Diğer yandan, vurgulamak gerekir ki; “halkın iktidarı” deyimi, yalnızca eksiltili bir deyimden ibarettir. Deyim bir sürenin başlangıcını anlatmaktadır, ama onu bir sonuca bağlamamaktadır. Çünkü iktidar bir kimse üzerinde kullanılır ve yönetme yönetilenin varlığını gerektirir. Kimin üzerinde halkın iktidarı? Halk egemenliğinin nesneleri, yöneldiği kimseler kimlerdir? Özetle demokrasinin aslında belirsizliklerden ibaret olduğunu söyleyebilir ve ekleyebiliriz ki; demokrasi hakkındaki belirsizliğin altında yatan neden, demokrasinin ne olması gerektiği konusundaki karışıklıktır. Çünkü demokrasi sözcüğünün anlamı birden çok kez, birden çok yönde değişmiştir.

Demokrasinin Temel Nitelikleri
Demokrasinin genel kabul görmüş bir tanımı olmamakla beraber, yapılan tanımlardan da istifade ile bir kısım temel ve vazgeçilmez niteliklerini ortaya koyabiliriz. Bir rejimin demokratik olup olmadığı, bu nitelikleri taşıyıp taşımadığına göre anlaşılabilir. Bugün şekil olarak demokratik olan ve olmayan yönetimler arasında çok fark yoktur. Anayasa, meclis, parti, seçim vs. çoğu dikta rejimlerinde de vardır. Batı demokrasilerini diğer rejimlerden ayırmaya çalışsak ve onların şeklini esas alsak, şeklen aynı, fakat muhteva olarak demokrasi ile ilgisi olmayan veya en azından beklenen fonksiyonları yerine getiremeyen rejimlerle karşılaşmamız mümkün olduğundan, maksat bakımından bize fayda sağlamayacaktır. Bunun için demokrasi ile sağlanan şeyin ne olduğuna bakarak, şekli bir tarafa bırakacağız. Konuya bu açıdan yaklaşarak demokrasinin anlaşılmasında esas olacak niteliklerine geçelim:

1- Yönetime Katılma
Demokrasinin en vazgeçilmez fonksiyonu halkın yönetime katılmasıdır. Nitekim kimi yazarlar demokrasiyi "katılım" olarak tarif etmekte, kimi yazarlar ise katılımı "demokrasi için zorunlu"bulmakta fakat yeterli görmemektedirler. Buradan da anlaşılacağı gibi katılım kavramı, demokrasinin özünü ifade etmesi bakımından çok önemlidir. Ancak diğer ilkelerden bağımsız olarak alınırsa bu özelliğini kaybedebilir.

2- Hürriyet
İnsanların tercihlerini hür olarak kullanamadıkları bir durum, gerçekte onların hiç bir tercih yapmamaları ile eşanlamlıdır. Yani hürriyet yoksa demokrasi yoktur. Hür olmayan katılım, demokratik değildir.

3- Çoğunluk İktidarı ve Azınlık Hakları
Demokrasi; monarşi, oligarşi ve aristokrasinin aksine çoğunluk iktidarını savunur. İster temsili, ister doğrudan yönetim olsun, çoğunluk eğiliminin iktidar olduğu, ama azınlıkların da siyasi temsile hak sahibi bulundukları sistemdir demokrasi.

4- Çoğulculuk
Demokrasi hür bir ortamda farklı fikirlerin bir arada bulunmasını ve serbestçe kendilerini ifade etmelerini gerektirir. Burada sistemin farklılıklara müsamahası veya müsaadesi değildir söz konusu olan, sistemin kendisi için çoğulculuk gerekmektedir, çünkü sistem buna dayanmaktadır. Davit Spitz bunu; "Bütün hükümet sistemleri ve şekilleri içinde yalnız demokrasi fikir çatışmasını devletin temeli addeder" şeklinde ifade etmektedir.

5- Hukuk Devleti
Gerçek anlamda yalnız demokrasilerde idare bütün eylem ve işlemlerinde kanuna dayanmak zorundadır ve idare edilenler yanında idare edenler de kanunlara uymaya mecburdur. Demokraside idare edenler, idare edilenlere karşı anayasa çerçevesinde sorumludur. Keyfi idare asla söz konusu olamaz. Kaynağını kanundan almayan hiç bir yetki kullanılamaz. Hukuk devletinde idare etme yetkisi kanuna dayandığı gibi, kanunlar anayasa ve evrensel hukuk prensiplerine aykırı olamaz ve kanuna aykırı bir muamele de yapılamaz. Batı Demokrasisinin bu nitelikleri, onun; olmazsa olmaz nitelikleridir. Bunlardan yalnız biri eksikse o sistem demokrasi olamaz.

Yukarıda alıntılar ile detaylandırdığım niteliklerle beraber, demokrasinin başarılı olması için belirgin yöntemsel kuralların takip edilmesi ve insan haklarına saygı duyulması gereklidir. Kendisine bu tür sınırlamalar yüklemeyen, kendi yöntemlerine ait "kanun hükümleri"ni takip etmeyen herhangi bir idare demokratik olarak düşünülmemelidir. Bu yöntemler tek başına demokrasiyi açıklamaz, fakat onların varlığı demokrasinin devamlılığı için vazgeçilmezdir. İşin aslı, bunlar demokrasinin, varlığı için gerekli fakat yeterli olmayan koşullarıdır.

Robert Dahl, modern siyasi demokrasinin (ya da onun ortaya koyduğu şekilde, "poliarşi"nin var olması için bulunması gereken "minimum yöntemsel" şartlar adını verdiği, genel olarak en çok kabul gören noktaların listesini sunmuştur:
1- Hükümetin politika ile ilgili kararlarının kontrolü, anayasa tarafından yetkilendirilen seçilmiş memurlara verilmiştir.
2- Seçilmiş memurlar, baskının nispi olarak az kullanıldığı, sık yapılan ve dürüstçe idare edilen seçimler vasıtasıyla seçilir.
3- Pratikte bütün yetişkinlerin memur seçimlerinde oy kullanma hakkı vardır.
4- Pratikte bütün yetişkinlerin hükümetteki memurluklar için seçimlere girme hakkı vardır.
5- Vatandaşların, şiddetli cezalandırılma tehlikesi olmadan politik meseleler hakkında kendilerini ifade etme hakları vardır.
6- Vatandaşların alternatif bilgi kaynaklarını araştırma hakkı vardı. Dahası, alternatif bilgi kaynakları mevcuttur ve kanun tarafından korunurlar.
7- Vatandaşların aynı zamanda, bağımsız siyasi partiler ve çıkar grupları da dahil olmak üzere, nispi olarak bağımsız birlikler veya organizasyonlar oluşturma hakları vardır.
8- Halk tarafından seçilen memurlar, seçimle gelmemiş memurların yetkilerini aşan (her ne kadar gayriresmi olsa da) muhalefete maruz kalmadan, anayasal güçlerini kullanabilmelidirler.
9- İdare kendi kendini yönetiyor olmalıdır; bazı başka kapasitesini zorlayan politik sistemlerin empoze ettiği baskılardan bağımsız olarak hareket edebilmelidir.

İlk beş temel nitelik doğrultusunda demokrasinin ne olduğu anlaşılmakta ve cisimsel daha somut bir tabana oturtulmaktadır ve diğer rejim biçimlerine oranla sahip olduğu farklılıklar anlaşılmaktadır. Daha sonra sıraladığım dokuz madde ise Robert Dahl “poliarşi” adını verdiği esrinde belirttiği gerçek demokrasilerde olması gereken temel niteliklerdir, ki bu temel niteliklerin bir kısmı demokratik özgürlükleri içerirken geri kalan bir kısmı ise klasik bir demokrasi değeri olan eşitliği içermektedir ve bu tüm temel nitelikler böylece kendi içinde bir tanım oluşturmaktadır demokrasinin genel hatlarıyla anlaşılmasına yönelik olarak.

Diğer Yönetim Şekilleri
Monarşi (ya da krallık) bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır. Cumhuriyetlerde ise devlet başkanı seçimle işbaşına gelir.Monarşi,bir sultanın,hükümdarın veya padişahın tek başına egemen olduğu sisteme denir.

Oligarşi, sadece belirli bir zümrenin bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimidir. Yunancadaki 'az' ve 'yönetim' kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir kelimedir.
Genelde yönetimdeki grup, askeri, siyasi veya maddi olarak ülkenin önde gelen gruplarından birisidir. Bazı siyaset bilimciler, yönetim şekli ne olursa olsun, her devletin yönetiminde mutlaka bir oligarşi olduğunu belirtirler.

Teokrasi dine dayalı yönetim biçimini tanımlamak için kullanılan terim (Dinerki). Daha doğru bir anlatımla, dini otorite organlarının siyasi otorite organları yerine devlet idaresini elde tuttuğu devlet biçimidir. Her ne kadar farklı algılanış biçimleri ve yorumları mevcut olsa da, teokrasi en yalın anlamda "devlet işlerinden bir tür ruhban sınıfının sorumlu olduğu ve devlet işlerinin dini temellere dayandırılmaya çalışıldığı sistem" olarak tanımlanabilir.

Cumhuriyet, milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği temsilcileri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimidir. Aynı zamanda, "Türkiye Cumhuriyeti" örneğinde olduğu gibi, cumhuriyetle yönetilen ülkelere de cumhuriyet adı verilir.
Atatürk’ ün Cumhuriyet Yönetim Şekli ile ilgili Söyledikleri
Cumhuriyet yönetimi ve anlamı

Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi sistemi ile devlet şekli demektir. Biz cumhuriyeti kurduk; o, on yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır.
1933 (Afetinan, Atatürk Hakkında H.B., s. 251)
Çağdaş bir cumhuriyet kurmak demek, milletin insanca yaşamasını bilmesi, insanca yaşamanın neye bağlı olduğunu öğrenmesi demektir.
(Gazinin N.A.V., Muhit Mec, Sene: 3, No: 32, 1931, s. 7-8)
Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıkî uygulamasını sağlayan hükümet şekli, cumhuriyettir.
1930 (Afetinan, M.B. ve M.K. Atatürk'ün El Yazılan, s. 410-411)
Cumhuriyet, düşünce serbestliği taraftarıdır. Samimî ve haklı olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz. Her görüş bizce saygıya değerdir. Yalnız, karşı çıkanlarımızın insaflı olması gerekir.
1923 (Atatürk'ün S.D. III, s.71)
Cumhuriyet, imkân demektir. Cumhuriyet, yalnızca adıyla bile birey özgürlüğünü aşılayan sihirli bir aşıdır. Görülecektir ki, cumhuriyet imkânları olan her memleket, özgürlük davasında er geç başarılı olacaktır. Cumhuriyet, kendisine bağlı olanları en ileri aşamalara götüren imkânları verir. Bağımsızlık ve özgürlüğüne sahip olan milletler, ilerleme yolunda imkânlara sahip demektirler. O halde cumhuriyet, her alanda ilerlemenin de en belirgin teminatıdır. Cumhuriyeti bu anlamıyla ve bu kapsamıyla anlamak gerekir.
(Atatürk'ten BM., s. 45)

Cumhuriyet ile sultanlığın farkı
Cumhuriyet, ahlaksal erdeme dayanan bir yönetimdir.
Cumhuriyet erdemdir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet yönetimi, erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya, tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil, rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.
1925 (Atatürk'ün S.D.U, s.231)
Türk milleti ve cumhuriyet yönetimi
Türk milletinin karakterine ve âdetlerine en uygun olan yönetim, cumhuriyet yönetimidir.
1924 (Atatürk'ün S.D. 111, s. 74)
Büyük Millet Meclisi, Türk milletinin gerçek eğilimlerine uyarak devlet şeklini, cumhuriyet şeklinde kesin olarak sağlamlaştırdı. Cumhuriyet yönetimi memlekette en ıssız köşeye kadar coşkunluk ve heyecanla kabul edildi. Millet,cumhuriyetin Türk vatanını yüzyılların birikmiş kötü yönetiminden kurtaracak ve memleketin lâyık olduğu itibar ve saygıyı koruyacak ve yükseltecek biricik yönetim şekli olduğuna inancını en belirgin şekilde gösterdi. Millet, cumhuriyetin bugün ve gelecekte bütün saldırılardan kesinlikle ve sonsuza kadar korunmasını istemektedir. Milletin isteği, cumhuriyetin denenmiş ve olumlu bütün kurallara bir an evvel ve tamamen dayandırılması şeklinde ifade olunabilir. Yüce Meclis'in çok önemle meşgul olduğu Anayasa'da, milletin isteğini davranış yolu kabul etmek hepimizin görevidir.
1924 (Atatürk'ün S.D.I, s.314-315)
Büyük, önemli bir devrim oldu. Bu devrim, milletin kurtuluşu adına, hak adına yapıldı. Milletimiz, demokratik bir hükümet kurmak sayesinde düşman ordularını yok etti, vatanı istilâdan kurtardı. Kahraman ordumuzun cesaret meydanlarında kazandığı zaferi, siyaset alanında da verimli yaptı. Türkiye'nin yeni yönetimi yaptığı işlerle, başarı ile niteliğini tanıttıktan sonra dünyaca bilinen unvanıyla varlığını açıklığa kavuşturdu ve kuvvetlendirdi. Türk tarihinde bir cumhuriyet dönemi açtı.
1924 (Atatürk'ün SD.II, s.165-166)
Cumhuriyet, Türk milletinin refah ve yükselmesi yolunda yüzyılların görmediği başarılara erişti. Milletin eğilimlerini ve gereksinimlerini bularak ve öğrenerek onun refah ve gelişme gereklerini gerçekleştirmekte cumhuriyetin az zamanda elde ettiği sonuçlar, cumhuriyet yönetiminin milletimize hazırladığı geleceğin daha ne kadar parlak olduğunu tahmin ettirmeye yeterlidir. Asla şüphe yoktur ki, cumhuriyetin gelecek evlâtları, bizden daha çok refaha erişmiş ve
mutlu olacaklardır.
7927 (Atatürk'ün T.T.B. IV, s.435)
Cumhuriyetin milletin kalbinde kök saldığını görmek biricik emelimdir.
1930 (Fethi Okyar, S.C.F.N.K., s.70)
Cumhuriyet, yeni ve sağlam esaslarıyla, Türk milletini güvenli ve sağlam bir gelecek yoluna koyduğu kadar, asıl fikirlerde ve ruhlarda yarattığı güvenlik bakımından, büsbütün yeni bir yaşamın müjdecisi olmuştur.
1936 (Atatürk'ün S.D. I, s. 372)
On yaşını bitiren cumhuriyetimiz, daha kurulurken kendine çizdiği hareket çizgisini adım adım izlemiş ve kısa süre içinde yakın geçmişin biriktirdiği karanlıkları dağıtmayı başarmıştır.
1933 (Atatürk'ün T.T.B.IV, s. 560)

Bu yıl cumhuriyetin onuncu yılını kutlamakla mutlu olduk. Milletimizin gösterdiği taşkın sevinçler, gönüllerimizi övünçle doldurdu. Cumhuriyetin verimlilikleri, ülkenin her bucağında canlandırıldı. Millet, geçen on yıllık cumhuriyet eserlerini topluca gözden geçirdi ve gerçekten sevinmeye ve övünmeye hakkı olduğunu gördü.
Geçen on yıl gelecek dönemler için, bir başlangıçtan başka bir şey değildir. Bununla beraber, eski dönemlerin tarihi karşısında cumhuriyetin bu on yılı, eşi görülmeyen bir diriliş ve göz kamaştırıcı bir ileri atılış anıtıdır.
1933 (Atatürk'ün S.D.I, s.359)
Bugünkü hükümetimiz, devlet örgütümüz doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet örgütü ve hükümettir ki, onun ismi cumhuriyettir. Artık hükümet ile millet arasında geçmişteki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükümettir. Artık hükümet ve hükümet mensupları, kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır.
1925 (Atatürk'ün S.D. 11, s.230)
29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilâm ve Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine Meclis'te yaptığı konuşmadan:
Son yıllarda milletimizin fiilen gösterdiği yetenek ve kavrayış, kendi hakkında kötü fikir besleyenlerin ne kadar dalgın ve ne kadar incelemeden uzak, görünüşe düşkün insanlar olduğunu pek güzel kanıtladı. Milletimiz, sahip olduğu özelliklerini ve değerini, hükümetinin yeni ismiyle, uygarlık dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeyi başaracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada işgal ettiği yere lâyık olduğunu eserleriyle kanıtlayacaktır.
Daima saygıdeğer arkadaşlarımın ellerine çok samimî ve sıkı bir şekilde yapışarak, onların kişiliklerinden kendimi bir an bile ayrı görmeyerek çalışacağım. Milletin sevgisini daima dayanak noktası sayarak hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve galip olacaktır.
29 Ekim 1923 (Nutuk 11, s. 814-815)
Bir akşam sofrada, Kılıç Ali tarafından kaydedilen bir sözü:
- Cumhuriyetçilik ve toplumsal devrim, lâiklik ve yenilikseverlik Türk'ün öz malı ve özelliği haline geldiğini görmek, benim için büyük bir mutluluk olacaktır. Onun meydana gelişi çok yaklaşmıştır. O günden sonra uygarlık ve devrim yolunun kararlı yolcuları arasında, elbette görüş ve düşünüş farkları, önlem ayrılıkları doğal olarak ortaya çıkar. Bu ayrılıklarında millet için, memleket için, devlet için daima hayır ve rahmet doğacak.
(Kılıç Ali, Atatürk ve Cumhuriyet, Milliyet gazetesi, 2.11.1970)
Bu millet, bu memleket, yeni rejimi üzerinde dünyanın en beğenilen bir varlığı olacaktır. Ben bunu kendi gözlerimle görmeden ölmeyeceğim.
1929 (İkdam gazetesi, 11.8.1929)
Memnuniyetle görmekteyiz ki cumhuriyet rejimi, yurdumuzda huzur ve rahatın en iyi yerleşmesini sağlamış bulunuyor. Vatandaşlar ve bu yurtta oturanlar, cumhuriyet yasalarının eşit şartları altında kendileri için hazırlanan özgürlük, refah ve mutluluk imkânlarından en üst derecede yararlanmaktadırlar.
1937 (Atatürk'ün S.D.I, s.377)
Cumhuriyet bayrağı altında toplanmak
Bu kadar matemler ve felâketler geçirdikten sonra elbette Türk öğrenmiştir ki, vatanı yeniden yapmak ve orada mutlu ve özgür yaşayabilmek için kesinlikle egemenliğine sahip kalmak ve cumhuriyet bayrağı altında bütün evlâtlarını toplu ve dikkatli bulundurmak gerekir.
1924 (Atatürk'ün S.D.I1, s. 180)

Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır
1926 İzmir suikast girişiminden sonra milletin binlerce telgrafla bu iğrenç girişimi lanetlemesi ve üzüntülerini bildirmesi nedeniyle Anadolu Ajansı'na verdiği demeçten:
Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından oluşan büyük ordumuzun vicdanında, akıl ve bilincinde kurulmuş olan cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan
doğmuş ilkelerimizin, bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf beyinli bahtsızlardır. Bu gibi bahtsızların, cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları davranışla karşılaşmaktan başka talihleri olamaz. Benim değersiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır; fakat, Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır. Ve Türk milleti güvenlik ve mutluluğunun kefili olan ilkelerle, uygarlık yolunda, duraksamadan yürümeye devam edecektir.
1926 (Atatürk'ün S.D. m, s. 80)

Efendiler! Size şunu söyleyeyim ki, devrimci Türkiye Cumhuriyeti'ni benim kişiliğimde var zannedenler çok aldanıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti, her anlamı ile, büyük Türk milletinin öz ve aziz malıdır. Değerli evlâtlarının elinde daima yükselecek, sonsuza dek yaşayacaktır.
(Hasan Rıza Soyak, Fotoğraflarla Atatürk ve Atatürk'ün Hususiyetleri, 1965)

Türk milletinin geleceği, bugünkü evlâtlarının görüş isabeti, yorulmak alışkanlığında olmayan çalışma gayretiyle büyük ve parlak olacaktır.
1927 (Atatürk'ün T.T.B. iv, s. 532)
Millî kararlılık ve bilincin değerli eseri olan aziz cumhuriyetin, bugünkü ve yarınki kuşağın demir ellerinde her an yükseleceğine ve yaşayacağına güvenim tamdır.
1927 (Atatürk'ün S.D. V, s. 160)

Atatürk'e ait el yazısı metin :
Benim için bir tek hedef vardır: Cumhuriyet hedefi! Bu hedefe erişmek için, belirli yolda yürüyen arkadaşların başarılı olması için, başvurulan doğru yolda, namuskârane yolda çok çalışmak ve etkin olmak gerekir. Arkadaşlar, benden kayırma beklenmemelidir. Hepiniz, benim gözümde değerli, yüksek kardeşlersiniz. Ama, hepinize gösterdiğim hedef kutsal bir hedeftir. Oraya yöneliksiniz. Hanginiz daha güzel yollarla, başarılarla oraya erişirseniz onu takdir edeceğim, alkışlayacağım. Benden kayırma ve tarafgirlik beklemeyiniz arkadaşlar! Adam olanlar, insan olanlar, fikirleri olanlar, yüksek ideali olanlar değerlerini göstersinler! Benim, size kardeşçe söyleyeceğim şey budur.
(Afetinan, Atatürk'ün B.N.M., s. 38)

Cumhuriyetin savunulması
Cumhuriyetimiz, öyle sanıldığı gibi zayıf değildir. Cumhuriyet emeksiz de kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için çok kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. Gerektiğinde kurumlarımızı savunmak için gerekeni yapmaya hazırız.
1923 (Atatürk'ün S.D. III, S. 71)
Devrimimiz, Türkiye'nin yüzyıllar için mutluluğunu üstüne almıştır. Bize düşen, onu kavrayarak ve takdir ederek çalışmaktır.
1924 (Atatürk'ün S.D.H,s.187)
Cumhuriyet yolunda kararlılık ve başarı ile yürüyeceğiz.
1930 (Fethi Okyar, S.C.F.N.K., s.73)
Cumhuriyet kurumunun bir zorba eline geçeceğini mezarımda bile duysam, millete karşı haykırmak isterim.
1930 (Fethi Okyar, S.C.F.N.K., s.70)
Gelecek kuşakların takdiri
Gelecek kuşakların, Türkiye'de cumhuriyetin ilânı günü, ona en acımasızca hücum edenlerin başında, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla sanmayınız! Tam tersine, Türkiye'nin aydın ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların gerçek düşünüş biçimlerini çözümleme ve belirlemede hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir. Onlar, kolaylıkla anlayacaklardır ki, çürümüş bir hanedanın, halife unvanıyla başının üstünden zerre kadar uzaklaşmasına imkân kalmayacak şekilde korunmasını zorunlu kılan bir devlet şeklinde, cumhuriyet yönetimi ilân olunsa bile, onu yaşatmak mümkün değildir.
1927 (Nutuk II, s. 831)

Cumhuriyetin getirdiği yenilikler
Cumhuriyet en iyi yönetim şeklidir.Bu yönetim şeklinde halkın seçtikleri kişiler ülkeyi yönetir. Ülkeyi yöneten kişiler belli süreler içinde yenilenir.Atatürk Cumhuriyet ian edilince her alanda birçok yenilikler yaptı.Bu yeniliklere ATATÜRK DEVRİMİ denir.

Yapılan yenilikler:
1. Medreseler kapatıldı,yeni ve modern okullar açıldı.
2. Arap harfleri kaldırıldı.Harf devrimiyle Türk alfabesi(abece)kabul edildi.
3. Giyim kuşağında da yenilikler yapıldı.
4. Ölçü birimleri değiştirildi.
5. Soyadı kanunu çıkarıldı.Mustafa Kemal'e Atatürk soyadı verildi.
6. Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı verildi.
7. Kadın _erkek eşitliği sağlandı
8. Din ve devlet işleri birbirinden ayrıldı.Buna laiklik denir.
9. Din kurallarına göre çalışan mahkemeler kaldırıldı.
10. Tarımda yeni aletler kullanılmaya başlandı.Köylere kadar elektrik ve telefon götürüldü.
11. Yurdumuzun her tarafından yollar,köprüler,barajlar,limanlar,fabrikalar,hava alanları,demir yolları yapıldı.
12. Atatürk inkılaplarının tümü bir bütün oluşturur. Birbirini tamamlarlar.

Ülkemiz Açısından Cumhuriyet Öncesi ve Sonrası Farlılıklar
Türk inkılabının amacı, Türk halkını çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmaktır.

Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1922) :
Saltanat' ın kaldırılmasının Nedenleri :
Milli mücadele sırasında İtilafçılarla beraber hareket etmişti,
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” hükmü padişahlıkla çelişiyordu.
Lozan barışı sırasında İtilafçılar sultanı da görüşmelere davet ederek Türk heyetinde ikilik yaratmak istiyordu. Bunun önüne geçilmesi gerekiyordu.
* Bu nedenle saltanat 1 Kasım 1922’te kaldırıldı.

M. Kemal, Erzurum kongresinden itibaren cumhuriyete doğru gidişi ortaya koymuştu. Ancak ülke şartlarının buna elverişli olmaması nedeni ile bu amacını açıkça söylemiyordu. Kurtuluş Savaşı kazanılıp şartlar olanak verince 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet TBMM’nin kabul ettiği bir tasarı ile ilan edilmiştir.

Halifeliğin Kaldırılması ( 3 Mart 1924 ) :
1-Halife peygamber ve Emeviler döneminde hem devlet lideri hem de ordu komutanı idi. Osmanlılara geçince daha çok İslam dünyasını birleştirici bir güç olarak kullanıldı. Ancak bu pek başarılı olmamış ve önemini kaybetmişti.

2-Halife Türkiye’de de devlet işlerine karışmaya başlamış ve cumhuriyete karşı olanlarla iş birliği yapmaya başlamıştı. Bu nedenlerle 3 Mart 1924 yılında halifelik kaldırıldı.

Devlet hizmetlerinin halka daha iyi ulaştırılabilmesi için Türkiye’nin idari teşkilatı yeniden düzenlendi. Merkezi idareye bağlı olarak Türkiye, iller, ilçeler, bucaklar ve köylere ayrıldı. İle vali, ilçelere kaymakam, devletin temsilcisi olarak yönetici atanır.

Türkiye’nin başkenti, Ankara olarak belirlendi.

Milli mücadelenin bütün çalışmaları burada yapılmıştı,
TBMM, burada açılmış ve çalışmıştı,
Ulaşım, haberleşme ve bütün diğer imkanlar açısından Türkiye’nin tüm bölgeleriyle bağlantılıydı. Ülkeyi buradan kontrol etmek daha olanaklı idi.

Atatürk yeni Türk Devleti’nde demokratik rejimi yerleştirmenin yolunun demokrasi olduğunu biliyordu. Bu nedenle siyasi yönetimin tam bir hür ortamda oluşturulabilmesi için halkın seçim hürriyetini sağlamak gerekiyordu.

Demokrasi değişik fikirlerin varlığını kabul eder. Siyasi parti de aynı görüşü paylaşan insanların bir araya gelip oluşturdukları bir örgüttür.

Kurtuluş Savaşı sırasında siyasi partiler yoktu. Herkes ülkenin kurtarılmasını istiyordu. Ancak savaştan sonra ve özellikle saltanatın kaldırılmasının ardından mecliste muhalifler arttı ve kendiliğinden iki grup oluştu. Seçimler yaklaşınca M. Kemal Cumhuriyet Halk Fırkası’nı kurdu(9 Ağustos 1923).

Bir süre sonra Atatürk’ün bazı arkadaşlarında fikir ayrılıkları başlamış ve onlar da kendi fikirlerini uygulamak üzere terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kurdular. İlk başta iyi niyetle kurulan bu parti daha sonra cumhuriyete karşı olanların toplandığı bir odak haline gelmiş ve bu kişilerin çıkardığı bazı ayaklanmalara üzerine parti kapatılmıştır.

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda toplananlar, saltanatın ve halifeliğin yeniden tesisi için çalışıyorlardı. Bunlar Diyarbakır ve Elazığ çevresinde Şeyh Sait İsyanı’nı çıkarmıştı. Bunun üzerine Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılıp İstiklal Mahkemeleri kuruldu ve isyan bastırılıp elebaşıları İstiklal Mahkemelerinde yargılandı.

M. Kemal’i, saltanat ve halifeliğe dönüş için engel olarak görenler onu öldürmeyi tasarlamıştı. Ancak suikastçileri kaçıracak olan motorcunun bu amacından vazgeçip haber vermesi üzerine amaçlarına ulaşamadılar.

1925-1930 yılları arasında inkılaplara devam ediliyordu. Ancak 1929’da yaşanan ekonomik bunalım, M. Kemal’in ekonomik politikasını eleştirenler arttı. Bunun üzerine Atatürk, farklı görüşler için başka partilerin kurulmasını istedi. Sonuçta Ali Fethi Bey tarafından Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Ancak bu parti de öncekinde olduğu gibi cumhuriyet rejimine karşı olanların toplandığı bir merkez haline gelince bu da kapatılmak zorunda kalınacak ve böylece ilk çok partili rejim denemeleri başarısız olmuştur.(1945 yılında ancak başarı sağla..).

Menemen olayı, cumhuriyete karşı olanların halkın dini, duygularını kullanarak çıkardıkları bir ayaklanmadır. Derviş Mehmet liderliğinde başlayan ayaklanmayı bastırmak isteyen Öğretmen Asteğmen Kubilay, asilerce başı kesilerek şehit edildi.Ayaklanma daha sonra bastırılarak suçlulara gerekli cezalar verildi.

Hukuk, vatandaşların birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyen yazılı kuralların bütünündür.

Hukuk alanında yapılan inkılaplar:

1-Anayasanın Kabulü (20 Ocak 1921) ( Teşkilat-ı Esasiye Kanunu )

Anayasanın Önemli Hükümleri
a)Egemenliğin millete ait olduğu,
b)Kuvvetler birliği(Yasama, yürütme ve yargının TBMM’nde toplanması).
c)TBMM’nin devleti yönetecek en üstün organ olduğu,

29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanı üzerine anayasanın 1. maddesi “Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir” şeklinde düzenlendi. 1924’te günün şartlarına göre 2. anayasa yapılmıştır.

2-Türk Medeni Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve Türk Ticaret Kanununun Kabulü:

Türk Medeni Kanunu’nun Özellikleri
Kadın ve erkek sosyal ve ekonomik olarak eşit hale getirildi,
Tek eşlilik ve resmi nikah esası getirildi,
Evlenmelerde iki tarafın isteği esas alındı,
Kadınlara da boşanma hakkı tanındı.Böylece çocukların da hakları güvence altına alındı.

Eğitim ve Kültür Alanında İnkılap
1-Çağdaşlaşma ve Uygarlık: Çağdaşlaşma, aklın ve bilimin ışığında yaşadığımız zamana ayak uydurmaktır. Atatürk’ün gelişim için rehber aldığı faktör, bilim ve tekniktir. Atatürk, Batı uygarlığını hedef gösterirken bilim ve teknolojideki ilerlemelerini kasteder.

2-Milli Eğitim:
a)Tevhid-i Tedrisat(Öğretim Birliği) Kanunun Kabulü ve Medreselerin Kaldırılması:
Osmanlıların son zamanlarında iki türlü eğitim yapılıyordu. Birincisi, bilimin ışığında eğitim veren Batı tipi okullar; ikincisi de din kurallarına göre ve dolayısıyla serbest düşünceye dayanmayan Medreseler. Bu ikilik, toplumda iki ayrı düşüncede olan iki tip nesil yetiştiriyordu. Atatürk bilime dayanmayan Medreseleri kaldırarak toplumdaki ikiliğin önüne geçmiş oldu.

Bugünkü Eğitim Sistemimizin Esasları:

Eğitim birliği,
Kız-erkek eşitliği,
Eğitimin tüm yurtta yaygınlaştırılması,
Eğitimde uygulamaya ağırlık verilmesi,
Programların ihtiyaçlara göre hazırlanması,
Programların bilimsel olması,
Saygılı, sevgili ve sorumlu bir disiplin
Yetenekli ve mesleğini seven fertler yetiştirme,

b)Yeni Türk Harflerinin Kabulü:
Osmanlılarda Arap alfabesi kullanılıyordu. Bu, eğitim ve öğretimi zorlaştırıyordu. Tüm yurtta okur-yazarlılığın yaygınlaştırılması, Latin alfabesine dayanan yeni Türk Alfabesi ile sağlandı.(1 Kasım 1928).Türkler tarih boyunca bir çok devlet kurmuştur. Hun, Göktürk, Uygur, Selçuklu, Osmanlı, Türkiye gibi... Bu devletleri kurarken gittikleri yerlerde Türk kültür ve uygarlığını da yaygınlaştırmışlardır.

Atatürk’ün ilkelerinden milliyetçilik, insanın tarihine bağlılığı da ifade eder. Atatürk, milletine ve tarihine bağlılığını, tarih alanındaki çalışmaları ile göstermiştir. Türk tarihinin gerçekçi bir biçimde araştırılması için “Türk Tarih Tetkik Cemiyetini” kurmuştur. Bugün bu kuruluş “Türk Tarih Kurumu” adını taşır. Atatürk tarih yazarlarının tarihi yapanlara bağlı kalmasını istiyordu. Yani tarihin gerçekçi bir biçimde yazılmasını ve böylece gelecek kuşakların doğru bilgilenip bundan gerekli dersleri çıkarmalarını savunuyordu.

Atatürk, birleştirici bir tarih anlayışına sahipti. İnsanın kendi tarihini bilmesi, çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkabilmek için zorunludur. Çünkü tarih bilinci, milli birliği oluşturur. Atatürk, Türk tarihi ile övünmesinin yanı sıra sebepsiz yapılan savaşların bir cinayet olduğunu kabul ederdi. Bu da insan sevgisini gösterir. Yani kendi tarihimizle övünürken başka uluslara düşmanlık beslemeyi de reddediyordu.

Atatürk, milli birlik ve beraberliği sağlayan unsurlardan biri olan dil konusuna da önem vermiş ve Türkçe’nin geliştirilmesi için Türk Dili Tetkik Cemiyeti(Türk Dil Kurumu)’ni kurmuştur.

Milli kültür, manevi özellikler, yaşayış ve davranış şekilleri ile düşünce birliğinden oluşur. Yani tüm değerlerimizden oluşur. Atatürk’e göre milli kültür mutlaka yükseltilmelidir. Aksi takdirde yok olur. Günümüzde bu daha iyi hissedilmektedir. Zira geri kalan ulusların kültürü, güçlü ulusların kültürüne yenik düşmektedir. Çağdaş kültüre sahip olmak, bilim, sanat ve teknoloji düzeyine kültürünü yükseltmekle mümkündür.

Güzel sanatlar, uygar olmanın belirtisi ve kültürlü insan yetiştirmede bir eğitim aracıdır. Güzel sanatlardan Atatürkçülüğün amacı, insanlar arasında sevgiyi geliştirmesi, gelecek kuşaklar için çalışılması ve kalıcı eserler verilmesidir. Sanatçı bunu başardığı oranda ulusuna ve insanlığa hizmette bulunmuş olur. Zira sanatkar, insanlığın ortak değeridir.

Gerçek anlamda halkı için çalışan sanatçıya Atatürk büyük önem vermiştir. Bunu da “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.” Sözüyle ifade etmiştir.

Toplumsal alanda yapılan başlıca inkılaplar ve düzenlemeler:

1-Din kurumlarının düzenlenmesi: Tarikat, Tanrı’ya ulaşmak için izlenen yollardan her birine denir. Tarikat mensuplarının toplandıkları yere tekke, küçüğüne de zaviye denir.

Zamanla bu tarikatların gerçek amacından uzaklaşıp cumhuriyete karşı faaliyetlere başlayınca tekke ve zaviyeler ile türbeler çıkarılan bir kanunla kapatıldı (1925).

2-Kıyafette değişiklik: Atatürk yaptığı inkılaplarla yarattığı yeni insanın dış görünüşü ile de uygar insanlar sınıfına katılmasını istedi. Bu amaçla kılık ve kıyafette de düzenleme yapılarak bugünkü kıyafet anlayışını getirdi ve şapka kanunu çıkarıldı. Dini kıyafetlerin giyimi de sadece ibadet yerleri ile sınırlandırıldı.

3-Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik: Cumhuriyetten önce Hicri ve Rumi takvimler kullanılıyordu. Ancak bu farklılık, devlet işlerinin yürütülmesi ve diğer devletleriyle olan ilişkilerde zorluklar çıkarıyordu. Bu yüzden Miladi Takvim getirildi. (1926).

Saat durumu ise önceleri Güneş’in doğuşuna göre yapıldığından ülkede zamanlamada birlik sağlanamıyordu. Bu karmaşayı önlemek için milletler arası saat sistemi kabul edildi.

Ölçü alanında da değişiklikler yapıldı. Önceleri kullanılan arşın, endaze, okka gibi birim ölçüleri yerine metre, kilo ve litre gibi bugünkü ölçüler getirildi. Böylece ticari alana bir düzen ve buna bağlı bir canlılık getirildi (1931).

4-Soyadı Kanunu: Osmanlı devletinde insanların soyadı olmayıp genellikle isimlerinin yanında lakap, baba adı, ayrıcalık ifade eden bazı unvanlarla anılırdı. Ancak bu, nüfus, askerlik, tapu, okul, adalet, ticaret gibi işlerde karışıklıklar çıkarıyordu .

Bu karışıklığın önüne geçmek için 1934 yılında Soyadı Kanunu çıkarıldı. Bu kanunla, aile gülünç, ahlaka aykırı olmama ve Türkçe olma şartı ile istediği soyadını alabilecekti.

5-Kadının Sosyal ve Siyasal Hakları: İlk Türk devletlerinde kadının yeri önemliydi. Erkek ile eşit ve toplumda söz sahibiydi.

İslamiyet ile beraber Arap kültürü etkili olunca Osmanlılarda kadının yeri gerilemeye başladı. Erkek egemenliği altına alındı. Haklarını kaybetti.

Cumhuriyetle beraber kadın-erkek eşitliğini yeniden sağlamak için bir takım düzenlemeler yapıldı. Cumhuriyetle beraber kadının elde ettiği bazı haklar şunlardır: Seçme-seçilme, miras, boşanma, okuma ve meslek sahibi olma gibi...Sağlık alanında da önemli adımlar atıldı.

EKONOMİK ALANDA GELİŞMELER :
Ekonomi: İnsanların üretim, pazarlama ve tüketim alanında yaptıkları etkinliklerin tümüdür.
Osmanlı ekonomisi, 1750’lerden itibaren çöküşe geçmiştir. Başlıca sebepleri ise kapitülasyonlar, sanayinin gelişmemesi, sürekli savaşlar, tarımın bozulması ve dış borçlar idi.
Cumhuriyet döneminde ekonominin düzeltilmesi, askeri zafer kadar önemliydi. Çünkü Atatürk’ün belirttiği gibi, siyasi bağımsızlık, ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerekir.

Yeni Türk Devleti’nin ekonomi politikası İzmir İktisat Kongresi’nde belirlenmiştir:
Öncelikle milli kaynaklardan yararlanılacaktır,
Üretici korunacaktır,
Sanayi ve ihracat geliştirilecektir,
Özel girişimciler desteklenecektir,
Çiftçilerin desteklenmesi için bankacılık geliştirilecektir.

Tarım alanında yapılan başlıca etkinlikler:
Köylüyü rahatlatmak için “aşar” vergisi kaldırıldı,
Ziraat Bankası aracılığı ile çiftçilere kredi sağlandı,
Kooperatifçilik geliştirildi,
Tarımda makineleşmeye önem verildi,
Verimi arttırmak için tohum ıslahı ve çiftçinin eğitilmesine önem verilmiştir.
Ticaret alanında yapılan etkinlikler:

Cumhuriyet öncesi ticaret azınlıkların elindeydi. Türk milletini ticarette etkin kılmak için:
1-Bankacılığa önem verilerek ilk özel banka olan İş Bankası kuruldu,
2-Tüccarlara kredi sağlandı,
3-Türk limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı(Kabotaj hakkı) Türk denizcilerine verildi.

Sanayi alanında yapılan etkinlikler:
Devlet sanayi kuruluşlarını kurarken özel girişimciler de desteklendi,
1933 yılında “devletçilik” ilkesi uygulanarak girişimcilerin yapamadığı yatırımlar yapıldı,
1939’da Karabük demir-çelik fabrikası kuruldu,
Madencilik faaliyetleri için MTA Enstitüsü kuruldu.

Bayındırlık alanında : özellikle ulaşıma önem verilerek demir ve kara yolları geliştirildi. Liman ve hava alanları yapılıp hizmete sokuldu. Şehirlerin modernleştirilmesi için çalışıldı.

Cumhuriyet, Cumhuriyet nedir, Demokrasi, Demokrasi nedir, Cumhuriyetin getirdikleri, Cumhuriyet hakkında bilgi, Cumhuriyet ile ilgili bilgi, Cumhuriyetin özellikleri, Cumhuriyetin kazandırdıkları, Cumhuriyetin öncesi ve sonrası, Cumhuriyet haricindeki yönetim şekilleri,
farmasi aralık kataloğu 2018
Eitim ve gretim Eitim ve gretim