Hakkında Bilgi

Hıristiyanlık Hakkında Bilgiler

Hıristiyanlık
Günümüzde dünyanın her tarafında mensupları bulunan ve dünya nüfusunun 1/5'inin dini olan Hıristiyanlık, Filistin bölgesinde doğmuştur. Hıristiyanlıkta İsa, merkezi bir öneme sahiptir. Bugün ki Hıristiyanlık, Yahudiliğin inanç, ibadet ve gelenekleriyle Yunan-Roma (Greko-Romen) âleminin kültürlerinin birleştiren bir kurtarıcı tanrı dinidir.

Hıristiyanlık, Nâsıralı İsa'yı merkez alan bir Yahudi Mesîhî hareketidir. İsa, İsrail'i gelecek Tanrının Krallığına hazırlamak istemiştir. Ancak bugün ki Hıristiyanlık, İsa'nın havarilerinin arasına sonradan giren Pavlus'un yorumlarıyla değişik bir nitelik kazanmıştır.

İncillerde Allah ile ilgili açıklamalar İsa'ya nazaran pek azdır. Bununla beraber Allah'ın "Göğün ve yerin Rabbi" olduğu da, "Bir" olduğu da belirtilir.

Hıristiyan Kutsal Kitabında üçleme açıkça hiçbir yerde anlatılmamaktadır. Ancak "Ben ve Baba biriz", "Babanızın ruhu", "Allah'ın ruhu" gibi deyimler, zamanla Allah'ın yanında İsa ve Kutsal Ruh'un da Tanrı sayılmasına kadar varan yorumlara yol açmıştır. Bu yorumları ilk başlatan, havarilere sonradan katılan Pavlus olmuştur. "İsa'nın asrının en büyük ilâhiyatçısı" diye nitelendirilen Pavlus, bugünkü Hıristiyanlığın kurucusu olarak görülmektedir. Modern bilginlere göre günümüzün Hıristiyanlığı, Hz. İsa'nın getirdiği nizamdan çok, Pavlus'un yorumlarıdır. Hâtta denilebilir ki sonraki yüzyıllar da Hıristiyanlar, dini inançlarını İncillerden çok, onun yazılarına dayandırırlar. Pavlus'un iknaları, Allah'ı değil, İsa Mesîh'i ağırlık merkezi olarak almıştır. Ona göre İsa, sadece bir insan değil Tanrı'nın kudretiyle diriltilen kimsedir. İsa Mesîh'di. Pavlus, İsa'nın doğumu, hayatı, telkin ve faaliyetleriyle ilgilenmez. Onun odak noktası sadece İsa'nın haça gerilmesi ve tekrar dirilmesidir. Hz.İsa'nın üzerinde durmamasına rağmen, Pavlus, asli suç hakkındaki düşüncelerinde pek titizdir. Ona göre insan, katı Tevrat gayretiyle değil, İsa'nın ölümü ve yeniden dirilişiyle kendini bütünleştirecek olan vaftiz yoluylayla ancak kurtulabilmektedir.

Bugünkü Hıristiyanlık, Pavlus'un yorumlarına dayanır. Aslında İncillerde ki "Babamdan duyduğum", "Bana verdiğin sözler", "İnciller" gibi kısım ifadeler değerlendirilirse, bugün Hıristiyanların ellerinde bulunan İncillerden önce de bazı İncillerin mevcut olduğu anlaşılır. Luka İncil'inin başında bulunan şu cümleler, bu konuya açıklık kazandırır: "Aramızda geçen şeylerin hikayesini, başlangıcından gözleriyle görenlerin ve kelâmın hizmetçisi olanların bizlere gönderdiklerine göre tertip etmeye birçok kimseler giriştiklerinden, ben de, ta başından beri hepsini dikkatle araştırarak ey faziletli Teofilos, olduğu gibi sırasıyla sana yazmayı uygun gördüm; ta ki sana öğretilen kelâmın doğruluğunu bilesin" .

Dikkati çeken diğer bir konu da, en önemli İncil yazarı Luka'nın Pavlus'un öğrencisi olmasıdır. Bundan dolayı kutsal metinler, ilk Kilise, ilk Hıristiyan inançları, kısacası Hıristiyanlık Pavlus'un eseridir. Pavlus'un getirdikleri çıkarılırsa, Hz.İsa bir peygamberdir; Allah birdir; sünnet vardır, domuz eti yemek yasaktır. Dolayısıyla aslı korunamamış, değişime uğramış olsa da, İncil Hıristiyanlığında tevhid izleri bulmak mümkündür (üçleme gibi inançlar sonradan çıkmıştır). Bu tarz Hıristiyanlık, Hıristiyanlar kabul etmeseler de Barnaba İncili ve Ebionitlerin kutsal metinlerinde daha açık bir şekilde göze çarpmaktadır.

Kuran-ı Kerim'de Hıristiyan için "Nasrânî", Hıristiyanlar için de "Nasârâ" kelimeleri kullanılmaktadır. Ancak "Ehl-i Kitap" deyiminin yer aldığı âyetlerde Hıristiyanlarda muhatap alınmıştır. Kuran, genellikle Hıristiyanları, Yahudilerle birlikte ve hitap sırasına göre, Yahudilerden sonra yer alır.Kuran'a göre, Yahudiler gibi, Hıristiyanlar da verdikleri sözde durmadıkları için, kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin salınmıştır. Hz.Muhammed, onlara da gönderilmiş bir elçidir. O, Ehl-i Kitap'ın gizledikleri şeylerin çoğunu onlara açıklamıştır. Ancak Yahudi ve Hıristiyanlar, kendilerinin "Allah'ın oğulları ve sevgilileri" olduklarını söyleyerek, Hz.Muhammed'e karşı çıkmışlardır.

Kuran-ı Kerim, Hz.İsa'nın da Yüce Allah'ın kulu ve elçisi olduğunu, onun da tevhidi tebliğ ettiğini açıklar. Hz.İsa'nın tanrılaştırılmasına karşı çıkar, onun bir peygamber olduğunu ve kendisine İncil verildiğini belirtir. İncil,bir hidayet ve nur kaynağıdır. Öğüt vericidir, yol göstericidir. Onda, Hıristiyanlar'ın, Allah'a, âhiret gününe inanmaları ve iyi işler yapmaları emredilmiştir.

Meryem oğlu İsa'yı tanrı edinen Hıristiyanlar, "Allah üçün üçüncüsüdür" diyerek doğru yoldan sapmışlar, tevhid çizgisinden uzaklaşmışlardır. Tevhidden uzaklaşan Hıristiyanları Yüce Allah, dinlerinin özüne, tevhid ve İslam yoluna çağırmaktadır. Müslümanlara en yaman düşman, Yahudiler ve müşriklerdir. "Biz Hıristiyanlarız" diyenler, sevgice Müslümanlara daha yakındır. Çünkü onların içinde kibirlenmeyen keşişler ve rahipler vardır.

İlk "Yahudi-Hıristiyanlar", diğer Hıristiyanlardan farklı özelliklere sahiptiler. Bunlar, Hıristiyanlığı Yahudiler arasında yaymayı ilke edinmişlerdi. Bu dinin Yahudilerin dışında yayılmasını istemiyorlardı. Bu sebeple Yahudi dini geleneğinden bazı şeyleri, yeni dinle birlikte yürütüyorlardı. Yahudi geleneğinden korudukları ve devam ettirdikleri şeylerin başında da tevhid geliyordu. Batıda Hıristiyanlık, siyasi konular, misyoner faaliyetleri ve bazen de zorla yayıldı. Bu yayılma devresi, 11. yüzyılda İskandinav ülkelerinin Hıristiyanlaştırılmasıyla tamamlandı. Allah, Cebrail'i Galile'nin Nâsıra şehrinde Davud soyundan Yusuf'un nişanlısı Meryem'e gönderir. Melek, Meryem'e, Allah'ın huzurunda inayet bulacağını, bir oğlan doğuracağını, bu oğlana "Allah'ın Oğlu" denileceğini, adının İsa konulacağını, Davud'un tahtının ona verileceğini bildirir. Ayrıca bu doğumun Kutsal Ruh vasıtasıyla olacağıda haber verilir.

Meryem Nâsıra'dan Beytlehem'e gelir. Orada iken Meryem oğlunu doğurur. O civarda bulunan çobanlara Rabbın bir meleği, bir kurtarıcının doğduğu müjdesini verir. Çobanlar Beytlehem'e gider ve orada Meryem ile beraber çocuğu bulurlar. Onun bir kurtarıcı olduğuna inanıp Tanrı'ya hamdederek geriye dönerler. Çocuk, 8. gün sünnet edilir adı İsa konulur. İsa, kırk günlük olunca, Meryem ile Yusuf, onu Tanrı'ya sunmak üzere Kudüs'e götürürler.

Hıristiyanlık'ta inanç esasları üzerinde asırlar tartışmalar yapılmaktadır. Bir kimsenin Hıristiyanlığa girişi, vaftiz ve iman ikrarıyla olmaktadır. İman ikrarına giren esaslar, Hıristiyan Kutsal Kitabı'nda açık olarak yer almaz. Bu esaslar, ilk Havariler Konsili'nden başlayarak özellikle 4. ve 5.yüzyıllardaki konsillerde tespit edilmiştir. Burada hemen hemen bütün Hıristiyanlarca kabul edilen Havariler İnanç Sistemi (Havariler Kredosu) denilen ortak inançlarda vardır.

4.yüzyıla ait 3 bölümlü ve 12 maddeli Havariler İnanç Sistemi şu şekildedir:

I. 1. Ben, Tanrı'ya, Kudretli Baba'ya,
II. 2. Ve O'nun biricik oğlu Rab İsa'ya,
3. Bakire Meryem ve Kutsal Ruh'tan doğmuş olduğuna,
4. Pilatus zamanında çarmıha gerildiğine, öldüğüne ve gömüldüğüne,
5. Üçüncü gün ölüler arasından dirildiğine,
6. Göklere yükseldiğine,
7. Baba'nın sağında oturduğuna,
8. Oradan ölüleri ve dirileri yargılamak üzere ineceğine,
III. 9. Ve Kutsal Ruh'a,
10. Kutsal Kilise'ye,
11. Günahların bağışlanacağına,
12. Ölülerin dirileceğine ve sonsuz hayata inanırım.

Yukarıda sıralanan 12 madde, 3 bölüme ayrılabilmektedir. Bunlardan ilki Tanrı, ikincisi İsa ve üçüncüsüde Kutsal Ruh'la, dolayısıyla Kilise ile ilgilidir. Bundan dolayı Hıristiyan inançları, teslis'in üç maddesi etrafında kümelenmektedir.

Hz.İsa'nın havarilere "Baba, Oğul ve Kutsal Ruh ismiyle vaftiz eyleyin" şeklinde emir verdiği bilinmektedir. Ancak ilk konsillerde bu konu tartışılmış, İznik Konsili'nde Baba ve Oğul'un, İstanbul Konsili'nde de Kutsal Ruh'un tanrılığı karar bağlamıştır. Teslis, "izah edilmesi zor, fakat inanılması gerekli bir sır" olarak formülleştirilmiştir. Ancak belirtilmelidir ki teslis, Hıristiyanların ilk defa buldukları bir doktorin de değildir. Diğer bazı dinlerde ve felsefî-teolojik cereyanlarda, Hıristiyanlıktan önce teslise rastlanmaktadır.

Hıristiyanlıkta teslisin ilk ve asıl unsuru, Baba'dır. Hıristiyanlıkta Allah, Baba olarak nitelendirilir. Allah en mükemmel ve sonsuz saf bir ruhtur. O, her şeyin yaratıcısı ve sahibidir. Sonsuzdur, her yerde vardır ve her şeyi bilir. Fakat Allah'da bütün bu özellikler ayrı değildir, bütün bir olarak birleşiktir. Allah, her şeyi görür. Kimse onu göremez (Hıristiyan kilisesine göre, varlığı görülmeyen Allah, Mesîh İsa vasıtasıyla görünmüştür). Hıristiyanlara göre, Allah'ın özü sevgidir. Allah, bu sevgiyi biricik oğlu İsa'yı insanları günahtan kurtarmak için dünyaya göndermekle göstermiştir. Allah'ın özü Baba Allah, Oğul Allah ve Kutsal Ruh Allah görünse de o yine birdir. Bölünmez bir özdür, cevherdir. Çünkü bu cevher, ruhtur. Ruhta bölünme kabiliyeti yoktur. Bunun için de Allah birdir. Allah mukaddes üçlüktür.

"Kutsal Üçlük'ün üç şahsının her biri Tanrı'dır; Baba Tanrı, Oğul Tanrı ve Kutsal Ruh Tanrı". Bunlar bir Tanrı'nın değişik tezahürleri, sıfatları olarak izah edilmeye çalışılmaktadır. Hıristiyanlık inancına göre "Baba" olarak nitelendirilen Tanrı, nurdur, İsa'da onun oğludur. Tanrı, İsa'nın şahsında insan ile birleşmiştir. İsa'nın bedeni insan, ruhu tanrıdır. Onda tanrılık bir öz vardır. İnsanı Tanrı ile birleştiren, sevgidir. Tanrı, insanı Âdem'den beri devam edip gelen aslî suçtan kurtarmak için oğlunu göndermiştir. O da çarmıhta kendini feda ederek insanlığı kurtarmıştır.

İlahi-beşerî iki tabiata sahip bir insan ve Baba ile aynı cevherden kabul edilmiştir. Kadıköy Konsili'nde ise İsa'da bir şahısta ayrı iki tabiatın bulunduğu, bakire Meryem'in, Baba'sı tarafından ilahî, anası bakımından beşerî İsa'yı doğurduğu karar altına alınmıştır. Ancak bu karara İsa'da tek tabiat bulunduğunu, yani onda ilahi tabiatla beşerî tabiatın birleştiğini savunanlar itirazda bulunmuş ve daha sonra bu görüş tarafları Monofizit olarak adlandırılmıştır.

Pavlus, Hıristiyanlığı, merkezi İsa'nın insanı kurtaran ölümü olan bir sır dini halne gelmiştir (Eski Yunan'daki gibi). Bu yeni görüşte İsa, ilk şakirtlerinin gördüğü gibi, yalnız tarihi bir insan olarak değil, ölen, dirilen ve göklere yükselen Rab(Kyrios) olarak tasvir edilmiştir. Bu "Kyrios" terimi, Hıristiyan teolojisine göre hem muallim, hem ilahi Rab, hem de kral anlamlarını içinde bulunduran bütün şeref ünvanlarını ifade eder. "Kyrios" lakabı, İsa'ya yöneltilen dualarda büyük önem taşır. Dolayısıyla eskiden beri Hıristiyanlar, İlahi Rab olarak kabul ettikleri İsa Mesîh'e dua veya onun adıyla Tanrı'ya niyaz ettiler.

Hıristiyanlıkta İsa, "insan şeklinde bir ilâh"tır. Allah, İsa'da bedenleşmiştir. Baba Allah, insanlara, sevgi ve merhametini göstermek için İsa Mesih suretinde yaklaşmış ve aralarında yaşamıştır. Böylece Allah'ın inayeti, insanlara İsa Mesîh vasıtasıyla erişmiştir. İsa'ya tapınmak, ona kul olmak, Baba Allah ile temas kurmaktır. Çünkü o, Baba ile aynı cevherdendir ve Baba gibi mükemmeldir. O, gerçek Allah'tır. Çünkü o, çeşitli mucizeleriyle, ölmesi ve sonra dirilmesiyle "Tanrı" olduğunu göstermiştir. Allah'ın oğludur. O, aynı zamanda gerçek insandır.

Katoliklere göre Kutsal Ruh, hem Baba hemde Oğuldan çıkar. Ortodokslar ise Kutsal Ruh'un Oğul yoluyla Baba'dan çıktığına inanırlar. Kutsal Ruh, Baba ile aynı cevherden, fakat ayrı bir mahiyet olarak kabul edilmektedir. Baba'nın bütün kudret ve iradesini kendinde taşımaktadır. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, tek bir cevherde toplanmış üç ayrı şahıstır, hepsi de ebedîdir. Hıristiyanlıkta Baba Allah, yaratıcı, İsa Mesih, kurtarıcı ve Kutsal Ruh da takdis edicidir.

"İncil", kelime olarak müjde, iyi haber anlamına gelir. İnciller, Hıristiyan Kutsal Kitabı'nın bir bölümü olan Yeni Ahit'te bulunur. Diğer bölüm, Eski Ahit adını alır. Hıristiyanlar, bir başka dinin (Yahudilik) kutsal kitabına kendi kitapları içinde bölüm olarak yer veren tek örnektir. Ancak Hıristiyanların elindeki Eski Ahit, Tanah'ın Yunanca'ya Yetmişler Çevirisi olmakla beraber, içindeki kitap sayısı aynı değildir. Eski Ahit, 39 kitaptan ibarettir. Yeni Ahit ise 27 kitap ihtiva eder. Dolayısıyla Hıristiyan Kutsal Kitabı toplam 66 kitaptır.

Yeni Ahit'te 4 İncil, 21 mektup, Resullerin İşleri ve Vahiy vardır. Bunlar 3. yüzyıldan sonra Yunanca yazılan 27 kitaptır. Yeni Ahid'e giren bu kitapların havarilerden geldiği ve sahîh olduğu kabul edilmektedir. Bununla beraber İnciller'in Hz.İsa'nın eseri olmadığını, sonradan ve ihtiyaca göre yazıldığını,İsa'nın düşüncelerinden uzaklaşıldığını ileri sürenler de bulunmaktadır. Ayrıca İnciller'de, İsa'nın söylediklerinin tamamı yer almadığı gibi, İsa'ya ait olamayan bazı fikirlerinde yer aldığını kabul eden Hıristiyanlar ve hatta Hıristiyan dini adamları vardır. Günümüzde İnciller'in, Kuran gibi değil, Hadîsler gibi düşünülmesinin gerektiğini dile getiren Hıristiyan din bilginleri ve yazarları bulunmaktadır. Hıristiyan Kutsal Kitabı'nın her iki ana bölümü için Kilisece sahîh(kanonik) görülmemiş metinler bulunmaktadır. Bunlara apokrif metinler denilir. Apokrif metinler üzerinde teoglar ve mezhepler arasında tartışmalar vardır.

Dört İncil; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri'dir. Bir takım ayrılıklara rağmen, ilk üç İncil arasında benzerlik bulunduğundan bunlara Sinoptik İnciller denilir. Sinoptik İncillerin 60-85 yılları arasında yazıldığı düşünülmektedir. Dördüncü İncil olan Yuhanna İncili ise 100 yılından sonra yazılmış olup ilk üç İncil'in yorumlarını da içermektedir.

Metin araştırmaları sonucu çoğunluğu oluşturan bir kısım bilgin, en eski İncil'in Markos İncil'i olduğu kanaatine ulaşmıştır. Matta daha sonradır. Luka İncil, ilk iki İncil'e dayanmaktadır. Ancak üç İncil'in de ele geçmemiş Âramca bilinmeyen bir İncil'e dayandığı kabul edilmektedir. Hz.İsa'nın, M.Ö. 6 veya 4 yılında doğduğu, vaftizinin 28, hizmetinin başlamasının 30 ve çarmıh olayının 33 yaşında iken olduğu göz önünde bulundurulursa, eldeki en eski İncil'in ondan en az 30 sene sonra yazıldığı anlaşılmaktadır.

Kilise'nin sahih saymayarak Yeni Ahit dışında bıraktığı İnciller ve yazılar arasında Ebionitlerin İncili ve Barnaba İncili meşhurdur. Bu İnciller; Allah'ın birliğini, Hz.İsa'nın Allah'ın kulu ve resulü olduğunu, ilah olmadığını, çarmıha gerilenin o olmadığını ve Hz.İsa'dan sonra bir peygamber geleceğini bildirmektedir. Bunlarda verilen bilgilerle Kuran'da verilen bilgiler arasında uygunluk görülmektedir.

Kilise, Yunanca "eklesya"(ecclesia) kelimesinden gelmektir. Bu kelime, meclis, cemaat anlamındadır. Sonraları ibadet yeri için de kullanılmıştır. İsa'nın yolunu benimsemiş olanların bir yerde meydana getirdiği topluluk, "Kilise" diye adlandırılmıştır. İlk Hıristiyanların ibadet ettikleri ayrı bir yer yoktu. Hz.İsa'ya göre 12 Havari, başlayan yeni devrenin ilk nüvesiydi. Onların lideri Petrus'tu. Petrus, İsa'nın çarmıhta ölmesi ve tekrar dirilişinden sonraki Pentakost günü, Kutsal Ruh'un Kudüs'te ilk Hıristiyan topluluğu üzerine dökülmesi sonucu meydana gelen Kilise'nin başı oldu. Kilise'nin, İsa'nın bedeni hatırasıyla değil, manevi varlığıyla bütünleşmiş olduğu kabul edilmişti. O günden sonra İsa'nın Kilise'de hazır bulunduğuna inanıldı.

Pavlus, önce katı bir Hıristiyan düşmanı iken, 32 yılında Şam yolunda İsa'yı ma'nen gördüğünü iddia ederek Hıristiyan oldu. Daha sonra Hıristiyanlığın Yahudi olmayanlar arasında yayılmasında büyük rol oynadı. Başta Petrus ve Pavlus, ilk Hıristiyanlar, çeşitli yerlere giderek oralarda cemaatler oluşturdu. Bu cemaatler, dini ayin ve törenleri, ibadet işlerini yürütmek üzere birer idareci seçti. Bu idareciler, ruhban sınıfının başlangıcı oldu. Petrus ve Pavlus, Roma'da öldürüldü. Onların mezarının Roma'da bulunmaması, Roma Kilisesi'nin bütün Hıristiyanlığı temsil ettiği iddiasına yol açtı.

431 Efes Konsili'nde, bakire Meryem'in Tanrı'nın Anası olduğu, Mesih'in gerçek bir tanrı ve iki tabiata sahip bir insan olduğu kararına varıldı. Ancak bu konsilde İsa'nın insanlık ve tanrılık unsurlarının birleşme konusu halledilemedi. Bunun için 451'de Kadıköy Konsili toplandı. Bu konsilde İsa'nın iki tabiata (insani ve ilahi) sahip olma konusunda önceki konsilde halledilemeyen hususlara yeni açıklamalar getirilerek karar alındı. Ancak İsa'da insani ve ilahi iki tabiatın birleştiğini savunanlar (Monofizler), bu konsilde alınan kararları kabul etmediler ve ayrıldılar. Böylece Hıristiyan dünyasında ilk ciddi bölünme ortaya çıkmış oldu. Her Kilise, kendinin haklı olduğunu, geleneğinin havarilere dayandığını ileri sürüyor ve kendi dini konularını halletmek için özel konsiller (sinod'lar) oluşturuyordu. Doğu Kilisesi Ortodoks, Batı Kilisesi de Katolik adını aldı. 16. yüzyılda Batı Kilisesi kendi içinde bir defa daha bölündü. Çünkü reform hareketleri başlamıştı. Bunun sonucu Protestanlık ortaya çıktı. Böylece çeşitli Kiliseler doğdu. Her Kilise, bir mezhep görünüşü kazandı.

Hıristiyanlıkta ibadet, kiliselerde cemaatle ve papaz nezaretinde yapılır. Kilisenin sembolü, "haç"tır. Hıristiyanlar, çeşitli vesilelerle haç çıkarırlar. İbadete çağrı, çanla olur. İbadetler; günlük, haftalık ve yıllıktır.

1.Günlük İbadet: İbadet, önceden günde yedi defa yapılmakta iken, sonraları sabah, akşam olmak üzere ikiye indirilmiştir. İbadet saatleri, iklime ve hayat şartlarına göre ayarlanır. Bu ibadetlerde Hıristiyan Kutsal Kitabı'ndan parçalar okunur, ilahiler söylenir.

2.Haftalık İbadet: Pazar günü, sabah ve akşam olmak üzere iki vakitte yapılır. Pazar günü yapılan ibadetin Hıristiyanlar için büyük önemi vardır. Her Hıristiyan, kiliseye temiz olarak gelmeye itina gösterir. Hıristiyanlıkta Pazar Gününe verilen önem, bu günün Hz.İsa'nın diriliş günü olarak kabul edilmesinden kaynaklanır. Bu ibadet, mutlaka kilisede ve papaz nezaretinde olur.

3.Yıllık İbadet: Bayram ve anma günü şeklindedir. Yıllık ibadetlerin birkaçı:

Noel: İsa'nın doğuşunun hatırasına yapılan bir bayramdır. Hıristiyanlığın ilk 300 yılında böyle bir gelenek yoktur. Noel, 24 Aralık akşamı Hıristiyanların kilisede ayinle ve evlerinde yaptıkları kutsal gece eğlencesiyle başlar. 25 Aralık sabahı ise, Kilisede şenlikler yapılır. İkinci bayram günü olan 26 Aralık'ta genellikle misafirler ağırlanır, ziyafetler verilir, hastaneler ve kimsesiz çocuklar ziyaret edilir. Hıristiyanlıkta Noel, belli bir tarihin yıldönümü olmaktan daha çok, insanlara bir "ışık" getiren "Tanrı'nın Oğlu"nun, yeryüzünde Tanrı'nın cisimleşmiş bir şekli olarak görünmesidir. Noel ile ilgili ve onun devamı olarak kutlanan diğer bir Hıristiyan bayramı Epifani'dir (Epiphanie). Bu kelime "görünme","beliriş" anlamındadır. Soylulara, çobanlara çocuk İsa'nın görünmesidir.

Paskalya: İbranice geçiş anlamına gelen "pesah", Yunanca "paskhalia"dan gelir. Paskalya en büyük Hıristiyan bayramlarından biridir. İnsanı ebedi ölümden kurtaracağına inanılan İsa'nın yeniden dirilişi olayı Kilise'nin ve her insanın hayatının merkezi sayılmaktadır.

Haç Yortusu: Haç, birbirine dik iki ağaç ve benzeri şeylerden meydana gelen şekle denilmektedir. Hıristiyanlık öncesi devrelerde de çeşitli milletlerde haç sembolü vardır. İsa'nın çarmıh olayından sonra haç, Hıristiyanları diğer dinlerin mensuplarından ayıran bir sembol haline gelmiştir. Bu sembol, Hıristiyanlara İsa'nın çarmıhta çektiği acıları ve ölümünü hatırlatmaktadır. Bu anı hatırlatmak için Hıristiyanlar (Protestanlar hariç) haç sembolünü kiliselerinde, mezarlarında, yol kavşaklarında, üzerlerinde bulundurmaktadır. Konstantin zamanında İsa'nın çarmıha gerildiği ağaçların bulunduğu savunulmuş ve bu olayın hatırasına, bir bayram başlatılmıştır. Ortodoks haçının alttaki kolları genellikle birbirine eşittir, Latin (Katolik) haçının alttaki kolu diğerlerinden uzundur.

Meryemana Günü: Meryem'in günahsızlığını, lekesizliğini, ahlaklılığını ve iffetini tanıtmak için Roma'da 1477'de başlatılan bir anma günüdür. Protestanlar hariç, Katolik ve Ortodoks Kiliseler, Meryem'e büyük saygı duyarlar, ona özel dualar,bayramlar ve ilahiler tahsis ederler.

Kilise, mensuplarına, İsa tarafından konulduğu açıklandığı 7 "sakrament"i bildirdi ve onlardan buna uymalarını istedi (Sakrament, kutsal şey, ayin anlamına gelir). Katolik ve Ortodokslar, 7 sakrament kabul etti. Gregoryen Ermeniler, bunlardan 6'sını, Protestanlar ise 2 tanesini benimsedi. Unitaryenler ve Kuveykırlar (quakers), Tanrı ile insan arasında hiçbir şeyi kabul etmemekte ve bunların hepsini reddetmektedir. Bu sakramentler şunlardır:

1.Vaftiz: Sakramentlerin ilki vaftizdir. Hıristiyan olmak da, bir Kilise'den diğerine geçmek de vaftizle olur. Vaftiz olmak, Hıristiyan olmanın ilk şartıdır. Vaftiz ayini, Baba, Oğul, Kutsal Ruh adına yapılır ve Hz.İsa tarafından konulduğu kabul edilir. Vaftiz, İsa'nın manevi vücuduna iştirak edişi, Kutsal Ruh'la yeniden doğuşu ifade eder. Vaftiz, kilisede yapılır. Vaftizsiz ölenin asli suçtan temizlenmediği için, günahkar öldüğü kabul edilir. Bunun için herkesi vaftiz etme, bir ideal olarak, bir "sevap unsuru" olarak görülür.

2.Ekmek-Şarap Âyini: Bu ayin, Hıristiyanlıkta önemli sakramentlerin ikincisidir. Evharistiya, çarmıha gerilmeden önce Hz.İsa'nın havarilerle yediği Son Akşam Yemeği'nin hatırasıdır. İncillere göre, son akşam yemeğinde Hz.İsa ekmeği böldü, parçaladı; bu benim etimdir diyerek havarilere verdi. Sonra bir kâse içindeki şarap için, Bu benim kanım deyip onlara içirdi. Bugün kiliselerde yapılan Evharistiya ayininde verilen ekmek ve şarap, kurban olarak nitelendirilir. Evharistiya, Pazar Günü kilisede yapılan bir ayindir.

3.Kuvvetlendirme: Vaftiz edilen çocuğun, takdis edilmiş bir yağla, vücudunun çeşitli yerlerinin yağlanmasıdır. Vaftizle konfirmasyon arasında yakın bir ilgi bulunduğundan bunların arka arkaya yapılması tercih edilmektedir. Yağlanmış çocuk, kilisenin bu iş için ayrılan yerine götürülür. Orada ona Konfirmasyon Ekmeği yedirilir, yiyemeyecek durumda ise dudağına dokundurulur. Böylece o, kilisenin bir üyesi olur.

4.Günah İtirafı: Kaybolan vaftiz inayetini yeniden elde etmek için yapılan bir ayindir. Günah işleyen, günahlarını itiraf eder. Kilise adına affetme yetkisine sahip papaz, itirafata bulunanın günahlarını bağışlar. Kişi, ne kadar günahkar olursa olsun, pişman olup tevbe ve itirafta bulunursa, günahları affolunur, kaybettiği inayeti yeniden kazanır. Bazı durumlarda papaz, kefaret olarak, ceza takdir edebilir.

5.Son Yağlama: Takdis edilen yağın, hem şifa, hem günahların bağışlanması, hem de rahat ölüm için hastalara sürülmesi ayinidir.

6.Rahip Takdisi: Kilise hiyerarşisinin üç üst merhalesinde bulunan diyokos, papaz ve piskoposların takdisi ayinidir.Takdis, piskopos tarafından yapılır.

7.Nikah: Katolik Kilisesi'ne göre nikah, İsa ile Kilise arasındaki çözülmez ruhani münasebetin bir sembolü ve bundan dolayı kutsal bir sakramenttir. Bir ayin olarak evlilik, iki kişinin anlaşmasının Kilise tarafından takdis edilmesi ve bu çiftin kilisede mukaddes bir bağla bağlanmasıdır. Evlenme ayinleri, genellikle kadının bağlı bulunduğu kilisede yapılır.

hiristiyan, hiristiyanlık, hiristiyan nedir, hiristiyanlık nedir, hiristiyan kime denir, hiristiyan neye denir, hiristiyan ne demektir, hiristiyan hakkında bilgi, hiristiyanlık hakkında bilgiler, hiristiyanlığın özellikleri, hiristiyanlık ile ilgili bilgi, hiristiyanlıkla ilgili bilgiler, hiristiyanların kitabı, hiristiyanların inandığı kitap, hiristiyanların inandıkları kitap hangisidir, ayinler, hiristiyanlıkta ibadet, hiristiyanların ibadetleri, hiristiyanların ibadet şekli, hiristiyanlar nasıl ibadet ederler, Hiristiyanlık, Katolik, Klise,
Eitim ve gretim Eitim ve gretim