Hakkında Bilgi

Aksaray ilçeleri

Aksaray ilçeleri
Ağaçören İlçesi
Ağaçören ilçesinin tarihi M.Ö..5000 lere kalkolitik Çağına kadar gitmektedir.Yapılan yüzey araştımalarında ilçe sınırları içerisinde çok sayıda höyük ve yerleşim yeri saptanmıştır. Araştımalarda toplan malzemelere göre kalkolitik,Eski Tunç, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Helenistik, Roma Bizans Selçukluve Osmanlı dönenemlerinin yaşandığı anlaşılmaktadır. Kızıl Irmak havzası içerisinde yer alan Ağaçören İlçesindeki Karacaören, Eskibağ, Harmanyeri, gibi höyüklerle Yağmur höyük köyünde yer alan höyükte bu kesintisiz iskanı görmek mümkündür. İlçede irili ufaklı çok sayıda Frig, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen Tümülüsler buradaki eski devre ait yaşamın bir belgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizanslılar zamanında Kapadokya sınırları içerisinde kalmıştır. Bu zamana ait belgeler ilçe sınırları içinde kalan Taşkale ve Kilise mevkilerinde ki kalıntılardan anlaşılmaktadır.

Türklerin Anadolu’ ya girmesiyle beraber bu bölgeye Oğuzların Peçenek koluna mensup Türkmenler XII y.y. itibaren yerleşmeye başlamışlar, Anadolu Selçuklularına bağlı olarak kalmışlardır. Bu devletin yıkılmasıyla bölgeye bir ara Karamanoğulları hakim olmuş, daha sonra da Kadı Burhanettin Bey hakim olmuştur.

Bölgeye Osmanlı devleti XV. y.y. da Fatih döneminde hakim olmuş ve dönem içerisinde ismi PANLI olarak geçmiştir. Osmanlı Devletinin yıkılmasından sonra işgale uğrayan Anadolunun çeşitli yerlerinden göçmen akını oluşmuştur.
İlçe 1961 yılına kadar PANLI ismi ile anılmış, daha sonra AĞAÇÖREN olarak Şereflikoçhisara bağlı iken 1989 yılında Aksaray iline bağlanmıştır.

Ağaçören ilçesi İç Anadolu bölgesinin orta kızılırmak bölümünün güney doğusunda yer alır. İlçenin yüzölçümü 318 km², rakımı 1100 m’dir, nüfusu son sayıma göre 5.132’dir. İlçe bir plato görünümünde olup doğu yakası Hasandağının volkan tüfleri ile kaplı olup, genelde yapısı tozlu ve çoraktır.Hakim bitki örtüsü bozkır bitki örtüsüdür. Ağaç türü bitkiler küçük akarsu boylarında yetişen söğüt, kavak ve iğde ağaçlarıdır. İlçenin belli başlı tek akarsuyu peçeneközü çayıdır, tuz gölüne yakın olmasından dolayı gölün buharlı ve tuzlu havasından etkilenmektedir. Halk genelde tarımla uğraşmaktadır, buğday, arpa, nohut, fasulye, şeker pancarı yetiştirmektedir.

Eskil İlçesi
Eskil’de tarihi kalıntılara baktığımızda yörenin tarihi Eski Tunç Çağına( M.Ö.3.bin yılına) kadar uzanmaktadır.Yörede yapılan yüzey araştımalarına bakıldığında; ilk olarak karşımıza Böget köyündeki Böget höyüğü ve Hitit barajı olan, Böget barajı karşımıza çıkar.Höyük Asur Ticaret Kolonileri Çağı Hitit, Helenistik ve Roma devirlerinde iskan edilmiştir.Tosun Höyük,Güneşli,Seppınarı. Ortakuyu Yaylası (Komitanus Harabeleri), Köşk, Çukuryurt, Hacıeyvatlı (höyüklü), Mutlu, Culfa, Sağsak, yaylalarında höyükler ile buralardan mimari eser döküntüleri, taş ve pişmiş toprak yapılmış irili ufaklı heykelcikler Eskil ve çevresinde tarihi devirlerin çok eskiye gittiğini gösteren deliler olarak günümüzde karşımıza çıkar. Bağdat yolu olarak bilinen tarihi yolun taş döşeli kısımlarına İlçenin bayram düğün yaylası mevkiinde görmek mümkündür. Eşmekaya kasabamızın “Erdoğdu” mevkiinde eskiden insanların yaşadıklarına dair belirtiler bulunan yeraltı şehir harabeleri bulunmaktadır.
Eski kaynaklarda ESKİ İL olarak geçen Eskil’in ilk kurulduğu yer bugün GÂVUR ÖREN olarak bilinen ve Tuz gölünün yakınında bulunan mevkiidir. Anadolu’da Selçuklu hâkimiyeti ile birlikte Sultan II. Kılıçarslan tarafından Eskil ve çevresine Türk boyları yerleştirilerek, bölge Türkleştirilmiştir. Selçuklular zamanında Eskil Karaman vilayetine bağlanmıştır.

Eşmekaya kasabasındaki göletlerde Melimetbeyli mevkiindeki sazlıklardan her türlü yaban kazı, ördek, bıldırcın, keklik ve diğer av hayvanları bulmak mümkündür.

Eskil, Tuz gölünün güneyinde Aksaray iline 67 km. Konya iline 115 km. uzaklıkta düz bir ova üzerinde kurulmuştur. Yüzölçümü 1.152.45 km2, nüfusu 22.212’dir. Eskil halkı genelde çifçilikle uğraşmakta olup, buğday, arpa ve şekerpancarı yetiştirmektedir.

Gülağaç İlçesi
Günümüzden on bin yıl öncesinden ovaya inmeye başlayan insanların ilk yerleşimleri, Aksaray’ın 25 km güneydoğusundaki Gülağaç İlçesi, Kızılkaya Köyü, Melendiz Nehri kenarındaki Musular ve Aşıklı Höyük’tedir.
Kalkolitik Çağa (Maden-Taş Çağı) ait izler ise kaybolmaya yüz tutmuş kaya üzeri yerleşmelerdedir. İlçeye bağlı, Apsarı Köyündeki Güvercinkayası’nda, bu dönem insanının nasıl yaşam sürdüğünü gösteren kalıntılar bulunmaktadır.
Gülağaç ilçesine bağlı Saratlı ve Camiliören köylerinde bulunan mağaralar, kapadokya bölgesi içerisinde yer alan Ürgüp, Göreme, Derinkuyu ve Kaymaklı mağaraları ile aynı özellikleri taşımaktadır.

Camiliören’deki mağara girişi bir dar dehlizle başlayıp içeriye doğru girildikçe genişler ve içeride kırk odayla beraber tamamlanır. Tabiat şartları mağaranın giriş ve aydınlatılması tamamen kaybolmuştur. Saratlı mağaraları ise bugünkü Saratlı kasabasının yerleşim merkezinin büyük bir kısmını üzerinde barındırır. Zamanla doldurulan bu mağaralar serbestçe gezilecek niteliktedirler. Gülpınar kasabasında Şeyh Turasan Dedenin halifesine ait olan Karaabdal Türbesi bulunmaktadır.

Ayrıca Gülağacın karasu çayı kenarında Selçuklu döneminden kalma Gülpınar ile Gülağaç arasında bir türbe vardır. Bu türbe Bekar Sultan türbesi diye anılır. Türbenin yüksekliği 45-50 m. Çevresi 80-100 m. ‘dir.
Gülağaç İç Anadolu bölgesinin orta kısmında , doğusundaki Niğde ve Nevşehir iline sınırdır. Yüzölçümü 346700 dönüm, rakımı ise 1170 m’dir. Merkez nüfusu: 5062, toplam nüfusu 29.983’dir. Geçim kaynağı genelde tarımdır. Doğal su kaynakları boldur.

Ortaköy İlçesi
Ortaköy ve çevresinde, şimdiye kadar kapsamlı bir tarihi ve arkeolojik araştırma yapılmamıştır.
Aksaray ve çevre illerde yapılan (Acemhöyük, Alişar, Boğazköy) kazılarda elde edilen belgeler de buraların İlk Tunç Çağı’na uzanan tarihini ortaya çıkarmıştır. Ortaköy çevresindeki Kalehöyük, Koçhasan Höyüğü ve Muratlı höyük gibi birden fazla kültür katları bulunan yerleşim merkezlerinde yapılacak arkeolojik kazı ve araştırmalar Hititler dönemi için yeni belgeler verebilecektir.

Hititlerden sonra M.Ö. VII. yy. da Friglerin hakim olduğu bölgede Ortaköy de yer almaktadır. Frig kültüründe görülen “ölü gömme” usullerinden oyulmak suretiyle yapılan Kaya mezarlara, bölgelerin jeolojik yapısı itibariyle rastlanılmamaktadır. Buna karşın Frig soylularının gömüldüğü tümülüslere sıkça tesadüf edilmektedir.

M.Ö.V.yy. da Pers istilası ile birlikte Pers yönetimine giren yöreye, Makedonya Kralı Büyük İskender’in Asya seferi sırasında, Makedonyalılar hakim olmuşlardır. M.Ö. 323’de B.İskender’in ölümü üzerine, Pers soyundan Arırarat tarafından kurulan Kapadokya Krallığı bölgeye hakim olmuştur. Kapadokya Krallığı M.Ö. 17. yy. da Roma İmparatorluğuna katılmıştır.

Aksaray, Kapadokya Kralı Arkhelais tarafından kurulmuştur. Krala izafeten şehir Archelais adını almış, bir müddet Kapadokya Krallığına başşehir olmuştur. Bu dönemlerden kalma küçüklü büyüklü yerleşim merkezlerine ve mermerden yapılan tanrıçalar ile madeni paralara İshaklı, Karapınar, Sarıkaraman, Namlıkışla köyleri arazilerinde sıkça rastlanılmaktadır.

Hıristiyanlığın ilk yıllarında, Kapadokya bölgesinde bu din hızla yayılmıştır. İdareciler ise hıristiyanlığı yasaklamışlardır. Bilhassa İmparator Dıocletianus (284-305) döneminde bu yasak çok daha katılaştırılmıştır. Adeta bir katliama girişilmiştir. Hıristiyan halk bu vahşetten kurtulmak, daha serbest ibadet edebilmek için, yeraltı şehirleri kurmuşlardır. Kapadokya’da görülen bu galerialardan biri de Çatin Köyü ile Ozancık Köyü yakınlarındaki “ERSELE”dir.

Roma İmparatorluğunun 395’de ikiye bölünmesiyle Kapadokya yöresinde Bizans hakimiyeti başlamıştır. Ortaköy ve çevresinde bu dönemden kalan madeni paralar, pişirilmiş toprak kaplar, içme suyu şebekeleri, harçlı mesken kalıntıları, mezarlar ve çeşitli maden işletmeleri vardır. Ozancık (Ersele), Sarıkaraman, Harmandalı, Gökkaya gibi köy ve kasabalarda bu eserlere sıkça rastlanmaktadır.

Ortaköy ve çevresi 7. yy. başlarından itibaren önce Sasani, sonra sık sık Arap istilalarına uğramıştır. Bu istilalara karşı koymak ve korunmak maksadıyla güneydeki stratejik noktalar ve derbentler Bizanslılar tarafından özenle korunmuş, Ereğli (Heraklia), Niğde, Aksaray (Arkhelais) ve Ortaköy’e yakın mesafede geçitler tutulmuş ve yeni kaleler inşa edilmiştir. Ortaköy Ekecik dağları batısındaki Küçük Sınandı Kalesinin bu döneme ait olması muhtemeldir.

1071 Malazgirt Zaferi ile Anadoluya giren Büyük Selçuklu devleti komutanlarından Melik Ahmet Danişmend Gazi, Aksaray ve çevresini fethederek buraları bir Türk yurdu haline getirdi. Konya’nın Anadolu Selçukluların başşehri olmasının (1116) ardından Anadolu Türk Birliğini sağlamaya çalışan II. Kılıçarslan, harabe halindeki Arkhelais kalıntıları üzerine Aksaray’ı kurdu. Azerbaycan’dan getirttiği Türkmen oymaklarının çevre köylere yerleşmeleri sağlandı. Göçebeler geniş alanlarda hayvancılıkla uğraştılar. Bunun neticesi çevredeki mera ve çayırlarda atlar yetiştirilmeye başlandı.

Danişmendliler ve Anadolu Selçukluları döneminde, doğudan Anadoluya gelen Türkmen aşiretleri, hem Bizanslardan kalan meskenlere hem de meralara yeni bir yerleşim merkezi kurdular. Bunlardan biri de Eyüpeli olup, Ortaköy bu köyün kalıntıları üzerine kurulmuştur.

Anadolu Selçuklu Devleti’nin son yıllarında, devletin birliği için çalışan büyük Türk mutasavvıfı Yunus Emre’nin türbesi Sarıkaraman kasabası yakınlarındaki Ziyaret Tepesindedir.

1243 Karadağ bozgunu ile Moğolların Anadoluya yerleşmeleri sonucu Anadolu Selçuklu hükümdarlarının hiç bir fonksiyonları kalmamıştı. Bunun neticesinde meydana gelen devlet otoritesi boşluğu sonucu Ortaköy ve çevresi de Selçuklu Eratna oğulları, Kadı Burhaneddin ve Karamanoğulları arasında el değiştirdi. 1470’de İhsak Paşa’nın Şereflikoçhisar ve Aksaray çevresini Osmanlı hakimiyetine almasıyla birlikte, Ortaköy ve çevresi de Osmanlı yönetimine girdi. 1477’de Aksaray ve çevresinin nüfusu yazılmış, tahrir defterleri tutulmuş, emlak ve vakıfları belirlenmiştir.

Bu dönemde Aksaray, Karaman Eyaletine bağlı bir sancak merkezidir. Aksaray’a, Hasandağı, Bekir, Eyübeli, Sahra, Ova, Eyyup nahiyelerinin yanı sıra Ş.Koçhisar da nahiye olarak bağlanmıştır. Ortaköy halkı, Aksaraylılar gibi II.Beyazıd dönemindeki Cem Sultan isyanında, Sultan Beyazıd tarafını tutmuşlardır. Kurtuluş Savaşı sırasında, vatanın kurtuluşu için her türlü fedakârlıkta bulunmuşlardır. İlçe, Aksaray iline 55 km. uzaklıkta olup Doğusunda Nevşehir İline bağlı Gülşehir, Batısında Aksaray İline bağlı Ağaçören ilçesi, Güneyinde Aksaray İli ve Kuzeyinde Kırşehir İli ile çevrilidir. Nüfusu 27.003’dür. Yüzölçümü 750 km² olup, denizden yüksekliği 1140 m. dir.

Sarıyahşi İlçesi
Sarıyahşi ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleri ile Şereflikoçhisar adlı eserinde Sarıyahşinin XIII. yy. ortaları ile XIV. yy. başlarında kurulduğunu söylemektedir. Oymaklar önce şu an Kırşehir sınırları içindeki Rumkuş adlı mevkiden Sarıyahşi yaylasına yerleşmişlerdir. Sonra da bugünkü ilçenin bulunduğu yere yerleşerek, burada Sarıyahşi köyünü kurmuşlardır.

Sarıyahşi yedi örenin ortasına kurulmuştur. Taşlı Ören mevkiinde Grekçe yazılı bir mezar taşı bulunmuştur. Kurtuluş mahallesinde Selçuklu Caminin tamiri esnasında cami önünde mermerden yapılı bir aslan başı ve genelde kiliselerde kullanılan uzun mermerler mevcuttur. Ancak bunlar sökülüp götürülmüştür.

Sarıyahşi ‘nin nüfusu 8.280’dir. Halkın geçim kaynağı büyük ölçüde tarıma, birazda hayvancılığa dayanmaktadır. Tarım ürünleri Buğday, Arpa, Nohut, Şekerpancarı’dır. Sebzeler Domates, Biber, Salatalık, Patlıcan, Fasulye’dır. Hayvancılıkta ise küçükbaş hayvan olarak koyun, birazda Hirfanlı Barajı gölü kıyılarında balık avcılığı yapılmaktadır.

Aksaray, Aksarayın ilçeleri, Aksaray ilçeleri, Aksaraydaki ilçeler, Aksarayın ilçesi, Aksaray ın ilçeleri, Aksaray ın ilçesi,
Farmasi Katalog
Eitim ve gretim Eitim ve gretim